Kampçıların Günlükleri: Kültürler Karışımı Moldova

KAMPÇILARIN GÜNLÜKLERİ : KÜLTÜRLER KARIŞIMI MOLDOVA

Moldova’daki 3 aylık kampından dönen kampçımız Berkhan Çağlar’ın izlenimleri aşağıda. Okuduktan sonra belki siz de “Ben neden gitmiyorum ki” diye düşünebilirsiniz.

Gönüllülük hizmeti yapmaya karar verdiğimde, daha farklı ve öğretici bir deneyim için merkez avrupa dışında kalan ülkelerden birini tercih etmek istedim. Aklımda, genellikle tercih sırasında gözardı edilen, Avrupa’nın doğusunda bulunan Letonya, Ukrayna, Polonya, Litvanya ve Moldova vardı. Sonunda Moldova’ya gitmeye karar verdim. ( İlginç bir detay : Ev sahibi organizasyon, Türkiye’den gelen ilk gönüllü olduğumu söyledi).  Ve 3 aylık deneyimim sonrasında isabetli bir karar verdiğimi gördüm.

Gelişmekte olan Moldova, ülkedeki Sovyet yönetiminden sonra,  siyasi ve ekonomik dönüşümünü tamamlamamış, değişimin her alanda hissedildiği ve bilinenin aksine günlük yaşamın hareketli yaşandığı bir yer. Bu özelliği nedeniyle, Moldova birçok farklı imkanı beraberinde sunuyor. Değişimin en canlı tanığı ve uygulayıcısı genç nesilin yeni kültür ve yaşam tarzlarına olan merakı,  yeni deneyim ve paylaşım ihtiyacını ve etkileşimi de olumlu yönde etkiliyor. Moldova’yı diğer ülkelerden farklı kılan diğer özelliği ise, yaşamın son derece ucuz olması. Troleybüs kullandığınızda 2 Lei, minibüs ve otobüs kullandığınızda 3 Lei ödemeniz gerekiyor. Bir Türk Lirası’nın, 6.5 Lei’ye denk olduğunu düşünürsek, İstanbul’da otobüs ya da metro ücreti 17 Lei’ye denk geliyor. Diğer taraftan, Piata Centrala (Merkez Çarşı) ismiyle anılan, Türkiye’deki pazar benzeri yerlerden, günlük gıda ihtiyacını (30-35 Lei yani  5-6 TL) çok ucuza temin edebiliyorsunuz. Tiyatro, opera ya da konsere gitmek istediğinizde ise ortalama 50 Lei yani 6 ila 7 Türk Lirası ödemeniz yeterli oluyor.

Moldova, coğrafi konumu nedeniyle, Asya ve Avrupa arasında bulunan, bu nedenle Rusya ve Ukrayna gibi Avrasya ülkeleri ile Avrupa Birliği üyesi olan Romanya arasında kalan bir geçiş noktası.  Tarihi geçmişi nedeniyle Türk, Rus ve Romen kültürünün yanısıra, ülkede yaşayan Çingene ve Yahudi toplulukları nedeniyle, birçok farklı kültürün etkisini görmek mümkün. Romanya ile derin köken ve kültürel bağları olan Moldova’da romencenin bir diyalekti olan moldovaca resmi dil olmasına rağmen, ülkenin 1990 yılına kadar Sovyetler Birliği’nin üyesi olması sebebiyle, Rusçanın ve Rus kültürünün etkisi hala çok büyük. Devlet dairelerinde ve günlük yaşamda (üniversitelerde, toplu taşıma araçlarında ve marketlerde) Rusça hala yaygın olarak kullanıyor. Sokaklarda halen Rusça tabelalar tercih ediliyor. Ülkenin güneyinde yer alan özerk Gagavuzya Cumhuriyeti ve doğusunda yer alan ve Moldova’nın bir parçası olmasına rağmen Rusya’nın kontrolündeki Trans-Dyniester Bölgesi’nde sadece Rusça kullanılıyor. Bunun yanı sıra, uzun süre Türk yönetimi altında bulunmuş ve Moldova’nın büyük bir bölümünü oluşturan Tarihi Besarabya bölgesinde, Türk kültürünün etkisi hissediliyor.

Avrupa’nın en yeşil başkenti olarak tanımlanan Kişinev’de bulunan geniş parklar ve göletler, bu tanımın ne kadar doğru olduğunu kanıtlıyor. Özellikle havaların sıcak olduğu günlerde, insanlar neredeyse bütün günlerini bu parklarda geçiriyor.

Moldova’da Gönüllülük Hizmeti

Moldova’da bulunduğum süre içinde, gönüllülük hizmetini Moldova’da yapmayı tercih eden, çoğunluğunu Almanya, Fransa ve Hollanda’dan gelen gönüllülerin oluşturduğu, 30’un üzerinde katılımcı vardı. 3 aylık kısa zaman sürecinde, gönüllülerin yürüttüğü faaliyetlerin, oradaki hayata nasıl etki ettiğini gördüm. Paylaşım ve etkileşimin üst seviyede olmasının en büyük nedenlerinden biri de, Moldova’da vatandaşlarının bu etkinliklere gösterdikleri katkı ve ilgiydi.

Haftanın 5 günü yapılan gönüllülük hizmeti dışında, gönüllülerin kendi çabalarıyla düzenledikleri film gösterimleri, çeşitli geziler, yerel kültürlerin tanıtımına ve kişisel gelişime yönelik düzenlenen atölyeler gibi kültürel ve sanatsal faaliyetler kişiler arası etkileşime olanak sağladığından dolayı, özellikle toplumlar tarafından öğretilen ve çoğu zaman dayatılan önyargıların ve zihinlerdeki öteki kültürlere ait yer etmiş klişelerin aşılması daha da mümkün kılıyor.

Farklı bir ülkede bulunmanın diğer bir faydası da,  yabancı bir dili gerçek hayatın içinde öğrenme imkanı. Moldova söz konusu olduğunda ise, ülkede Romence ve Rusça konuşulduğu için, gönüllüler için iki seçenek mevcut. Moldova’da kaldığım süre içinde, ev sahibi ADVIT isimli kuruluşun sağladığı imkan sayesinde, 3 ay boyunca özel Rusça dersi aldım. Bu dersler, özellikle ülkedeki günlük yaşama (başta alışveriş ve ulaşım gibi temel ihtiyaçları karşılamak) uyum göstermemi ve yerel halkla iletişim kurabilmemi sağladı.

Bütün bu nedenlerden dolayı, yaşamın artık belli bir hızda aktığı ve günlük hayatın benzer rutinlere bağlandığı Almanya, İngiltere, Fransa ya da Hollanda gibi merkez avrupa ülkeleri dışında başta Moldova gibi dönüşümün hızlı yaşandığı ve günlük hayatın dinamik olduğu doğu Avrupa ya da Avrasya ülkeleri, farklı deneyimler yaşamak ve bilinenin ya da öğretilenlerin aksine değişik kültürleri tanımak, ayrıca İngilizce, Almanca ya da Fransızca haricinde farklı bir dil öğrenmeye başlamak için tercih edilebilir.