Kalbim Kenya’da kaldı... Sara Alaçoğlu

Üniversitenin ardından 6 sene kurumsal hayatta çalıştıktan sonra, mutlulukla hatırlayacağım güzel  anılar, hayatımı değiştirecek deneyimler biriktirip yeni arkadaşlıklar kazanacağım bir dönem geçirmek üzere Mayıs 2014’te çıktım yola. Gençtur’un uluslararası gönüllü çalışma kamplarına başvurup önce İzlanda’da sonra İspyanya’da gönüllü projelerde çalıştım. En zoru ve en güzeli en sona bırakmak istemiş olmalıyım ki Eylül ayında Kenya’nın Mombasa şehrinde bulunan bir yetimhanede 4 hafta boyunca gönüllü çalıştım. Bu süreçte, uluslararası gönüllüler olarak çocukların İngilizce, Matematik ve sosyal bilgiler eğitimine ve ödevlerine yardım ettik. Bunun yanında yetimhanedeki bebeklerle ilgilendik, yetimhanenin bulaşık ve çamaşırlarını yıkadık ve çocuklarla oyun oynadık.

Kenya’ya gitmeye nasıl karar verdim?
Öncelikle kamp konumu belirledim. Konu sosyo-ekonomik  anlamda zorluk çeken çocuklarla ilgili olmalıydı. Fiziksel anlamda zorluk çeken çocukarla ilgili de kamplar vardı fakat duygusal olarak o kadar güçlü olup olmadığıma emin olamadım.

Sonra ülke belirlemek istedim, gideceğim ülke Avrupa kıtasında olmamalıydı. Insanların gitmek için yanıp tutuşmadığı bir ülke olmalıydı. Aklımda iki kıta vardı Asya ya da Afrika. Aslında Afrika ve Asya ülkeleri arasında çok gidip geldim. Vietnam, Kamboçya ve diğer Asya ülkelerinde de sosyo ekonomik anlamda zorluk çeken çocuklarla ilgili bir çok kamp vardı fakat Kenya’da ki kampların daha uzun olması ve gitmişken daha faydalı olurum düşüncesyile Kenya’ya gitmeye karar verdim. Gitmek istediğim Kamp, muhteşem hint okyanusu ve bembeyaz kumların olduğu Mombasa şehrine çok yakındı kamptan sonra 2 günlük küçük bir tatil ardından Safariye de çıkarak hayatımın en harika 1 ayını tamamlamış oldum.

Binlerce kampın içinden bir ya da iki kamp seçmek gerçekten çok zor. Festivaller, ekoloji, tarih, çocuklar, yaşlılar ile ilgili kamplar... Kamp seçerken mutlaka ve mutlaka ilginizin olduğu ya da kendinizi geliştirmek istediğiniz bir konuya odaklanın derim.

Gitmeden önce yaptıklarım:
Aslında çok büyük bir hazırlık yaptım denemez. İzlanda ve İspanya’da gittiğim gönüllü kamplardan alışık olduğum üzere en eski spor ayakkabıları, en eski tişörtler, fener, uyku tulumu,ekstra şarj, lokal para birimiyile değiştirilmek üzere dolar almak gibi klasik kamp hazırlıkları yaptım.

Bunun dışında Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığının sayfasında her ülkeye gitmeden önce sağlık anlamında yapılması gerekenler var. Bu siteden Kenya ile ilgili bilgileri okudum. Kenya’ya gidecek olanlar mutlaka  yanlarına sıtma ilacı almalılar ve ilaca gitmeden 1 hafta önce başlamalılar. Bunun dışında sineksavar sprey götürebilirler fakat tavsiyem oradaki lokal büyük marketlerden almaları, sinek ve sıtma milli problemlerinden olduğundan çok gelişmiş kokusuz ve 100% işe yarayan likit sineksavarları var. Kenya kamp konaklamaları genelde uyku tulumu ile yerde olduğundan sineklerden korunmak için Kenya’dan mutlaka cibinlik almalarını şiddetle tavsiye ederim.

 

Kamp Nasıldı?
Toplamda 35 tane yetim çocuk. Yaşları 6 ay ile 14 yaş arasında değişiyor. Kimilerinin anne ve babası AIDS’ten ölmüş, kimileri babaları tarafından taciz edildiği için komşuları tarafından devlete şikayet edilmiş. Kimilerinin annesi babası evi terkettiği için evde açlıktan ve susuzluktan ağlar halde polisler tarafından bulunmuş. Buna rağmen bu çocukların gözlerindeki mutluluk ve umut şimdiye kadar gördüğüm tüm çocuklarınkinden daha fazla.Yetimhanede musluktan akan su yok. En yakın çeşme yürüyerek 10 dakikalık mesafede. Çocuklar ve biz gönüllülerin ellerinde 10’ar litrelik bidonlar. Çocuklar yorulmadan yetimhaneye taşıyorlar güle güle çıplak ayakla dolu bidonları biz onlardan daha çabuk yoruluyoruz.

Tas ile soğuk suyla yıkanmak, alaturka tuvaletleri kullanmak,  sabah sadece ekmek ve çay, öğlen pilav üstü patates, akşam hamur ve ıspanak yemek, yetimhanenin dışına çıkar çıkmaz cildinizin tozla kaplanması ve hay allah neyse soğuk suyla ve tasla yıkanacağıma bu akşamda pis yatayım demek, sabah, öğlen ve akşam bir kovanın içinde 45 kişinin bulaşığını yıkamak, ayaklarınızdan saçınıza heryerinize kirli bulaşık suyunun bulaşması, çocukların sizin dizinizde ya da kucağınızda uyuması, onlara ödev yaptırtmak, elinizden tutup odalarına götürmesi, çocukları yıkamak, onlarla futbol oynamak, sayıları öğretirken 30 çocuğun birden sizin “eleven” dedikten sonra “eleveeeeeeennn” diye bağırması, 10 yetim çocuğun birden saçınızı minik minik örmesi, sevmek ve onlar tarafından sevildiğinizi bilmek harika bir his.

Çocukların kız mı erkek mi olduklarını sadece kıyafetlerinden ayırt edebilmek mümkün. Çünki kızların saçları tamamen kazınmış. Kovadan soğuk suyla yıkanırken saç uzatmak zor olsa gerek. Yetimhanede ayna olmadığı için dijital olarak çektiğimiz fotografları onlara gösterdiğimizde yaşadıkları şaşkınlık görmeye değer. Insanların kendi yüzlerini görebilmeleri ne büyük lüksmüş.

Sabah kahvaltısı için akşamdan yapılma pilavı ısıtmak ve çay demlemek için sabah 5’te çocuk sesleriyle uyanmak gibisi yok, hele bu fakirliğin içinde onlara bahçede toz toprak ayakkabısız ip atlarken ya da futbol oynarken katılmak gibisi de yok. Kim demiş istediğini yiyen analı babalı çocuk kadar mutlusu yoktur diye? Öğlen yemek yiyemeyen ayakkabısı olmayan bir çocuk tanımadığı bir gönüllüye sarılırken ya da ip atlarken daha mutlu olamaz mı?

 

Biz Gönüllüler neler yaptık?
Bize verilen görevlerin( bulaşık yıkamak, çocuklarla oynamak,onlara İngilizce ve Matematik öğretmek, ödevlerine yardım etmek, onları yıkamak, ufak çocuklara yemek yemelerinde yardım etmek vs.) yanısıra toplam 6 gönüllü baya ciddi bir çalışma yaptık. Gittiğim ilk gün Kenya’da internetli telefon hattı almıştım mutlaka tavsiye ederim. 1 GB internet 30 TL kadardı ve 1 ay hep açık kalmasına ve çok fazla paylaşım yapmama rağmen bitmedi.  İnternet aracılığıyla sosyal medyadan yetimhanenin resimlerini paylaştık ve ne kadar zor durumda olduklarından bahsettik. Western Union ile hepimiz kendi ülkelerimizdeki arkadaşlarımızdan para topladık bu paralarla onlara ilk defa yedikleri çikolatalar, dondurmalar aldık. Pazardan yumurta, sebze,meyve, tavuk gibi gelişimlerinde yardımcı olacak besinler aldık aldık. Tahta kurularıyla dolu olan yatak matsilerini yeniledik, yırtık ayakkabılar yerine yenilerini aldık. İki yetim çocuğun paralarını ödeyemedikleri için okuldan atıldığı hafta geri kalan ödemeyi yatırarak tekrar okula dönmelerini sağladık, her zaman ihtiyaçları olacak bazı alerji ilaçları, bebekler için bebek bezi ve mamalar aldık. Lokal gönüllü öğretmenlerin orada daha çok kalabilmeleri için onlara maddi yardımda bulunduk, 6 aydır ödeyemedikleri elektrik borcunu ödeyerek en azından 1 sene daha elektrik kesintisi yaşamamalarını sağladık. Eğer Kenya’ya gidecekseniz Türkiye’den oyuncak,kitap ya da kıyafet almak yerine Kenya’dan bu alışverişi yapmanızı tavsiye ederim çok daha uyguna gelecektir.

 

Not: Bu deneyim benim içim o kadar özel ki bu deneyimi unutmamak, belki yine İstanbul’da Iphone kullanarak ya da para kazanma derdinini içine girerek ama biryerlerde senin kucağında uyuya kalan, saçını okşayan, yokluk içerisinde bile bizlerden çok daha mutlu olan birilerinin olduğunu unutmamak için Kenya Bayrağını dövme yaptırdım.

 

Çocuk seven, ne kadar zorlu şartlarda yaşayabileceğini görmek isteyen, 3 değil 30 sene sonra da gözleri parlayarak bir hikaye anlatmak isteyen herkese tavsiye ederim.

 

Sara Alaçoğlu
saraalacoglu@gmail.com